Ana içeriğe atla

Film: The Good, The Bad and The Ugly (İyi Kötü Çirkin, 1966)

 

Ugly- “Tuco” veya Çirkin’in Hikayesi
Tuco-Pablo Sahnesi (Manastırda Aile Saadeti)
Tuco’yu oynayan: Eli Herschel Wallach

Tuco: (Sarışın’ın elindeki puroyu alır, ayağıyla  ezer.) Hadi acele et…
Manastırdan bir Rahip:  (İçeri girer) Tuco Peder Ramîrez döndü.
Tuco: Hımm, evet… (İyi’yi oynayan Clint Eastwood’a) Halletmem gereken bir iş var. Sadece birkaç dakika sürer, sen hazırlan. (Rahip’e) Nerde? Burda mı?
Rahip: Evet.
(Tuco, söylenen yere geçer… Sırtı dönük biri görünür. Kısa bir sesliklten sonra…)
Tuco: (Kararsız bir keyifle) Heyy Paplo! … Beni tanımadın mı haa? Benim Tuco… gel de sana sarılayım. (Ramirez, ona döner ama temkinlidir. Tuco rahip kıyafetlerini görünce, biran duraksar.) Nasıl yapıldığını bilmiyorum… (Eğilir, Ramirez’in haçını öper.) Burdan geçerken, acaba dedim, kardeşim abisini hatırlayacak mı?...  Yanlış mı yaptım… Hiç önemli değil, çok mutluyum ben…
Ramirez: (Resmi) Beni mi görmeye geldin Tuco?
Tuco: Hıı, evet iyiki gelmişim? (Ramirez onu süzer) Aaa üniformam ha, uzun bir hikaye… Senden bahsedelim, o da ha önemli… Çok iyi görünüyorsun… Hımm biraz kilo vermişsin ama…(Sevecenlikle Ramirez’in yüzüne dokunur, heyecanını yatıştırmaya çalışır.) Sen hep zayıftın değil mi?... (Merakla) Annemler nasıl Paplito?
Ramirez: Şimdi mi aklına geldiler? (Müzik ve kısa bir duraksama) Dokuz yıl sonra mı?
Toco: (Şaşkınlıkla) Dokuz yıl mı?... (Gülerek geçiştirir.) Evet, dokuz yıl olmuş… dokuz yıl!
Ramirez: Annemiz öleli uzun zaman oldu, babamız birkaç gün önce öldü. Onun için gitmiştim. Senin de orda olmanı istedi, ama ben yalnız gittim. (Toco, dayanamaz yüzünü ondan çevirir ve duvara yaslanır.) Peki ya sen? Sen şeytana hizmet eden biri olmuşsun… Bir yerlerde bir karın olduğunu söylediler.
Toco: (Aniden ona yönelir.) Bir değil, bir sürü! Orda, burda… her yerde var! (Burnunu çeker) Hadi bana nutuk çek Pablo, hadi?
Ramirez: Bu ne işe yarar ki… Sen yoluna devam edeceksin, git artık! Tanrı ruhuna merhamet etsin. (Yanından ayrılır.)
Toco: (Arkasından, sert) Gidecem tabii, Tanrının beni hatırlaması bekleseydim… (Ramirez duraksar, Tuco yanına gider.)  Ben Tuco Ramirez… Senin abin Ramirez! Sana bişey söyleyecem… Benden daha iyi olduğunu mu sanıyorsun? Bizim geldiğimiz yerde, insan ya peder olurdu ya da haydut! Sen kendi yolunu seçtin, ben de kendiminkini… Benimki zor olandı! Annemle babamdan söz ediyorsun… Sen peder olmak için çekip gittiğinde ben onlarla kaldım… On ya da on iki yaşımdaydım, ama yine de kaldım. Denedim ama yararı yoktu. Sana bişey söyleyeyim mi… Sen benim yaptığımı, yapamayacak kadar korktuğun için peder oldun! …
(Ramirez, Toco’ya tokat atar. Kısa bir duraksamadan sonra Tuco, Ramirez’i bir yumrukla yere serer… Onu yerden kaldırır ve aniden ordan çıkar…)

Ramirez: Tuco! (Tuco bir an durur, arkasına bakmadan çıkar…) Lütfen beni bağışla abi! 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Samatya Sakinlerinin Biricik Sahafı: Devrim Sahaf (Pirtûkfiroş)

Yine aynı bir Pazar günü… Bahar gelmiş kime neylemiş, herkes dışarıda, bir ben kalmışım sanırsın içerde… Sosyal medya ve akıl sır ermeyen bir telefonun varsa, bir hafta bile dışarı çıkmazsın, olur biter… Recep telefondan bildirir: “Dayika Niştiman” kitabını getirecekmiş, yanına Mustafa’yı da katmış eve gelmişler, hoş gelmişler. Onların gelmesiyle ne zamandır dışarıya çıkmadığımı anımsadım: üç günmüş... Siz de olsanız çıkmazsınız, mayısta Amed kitap fuarına yetişmesi gereken “Kürt Tiyatro Tarihi” kitabıyla uğraşınca “baharmış, Samatya sahiliymiş” unutursunuz. Abartıkça abartıyoruz haliyle; sorduklarında “mühim” adamların yaptığı gibi, “çok yoğunuz abi” modunda, iş güçle meşgul olduğumuzu söylemeyi ihmal etmiyoruz, övünmek gibi olsun bu da...  Neyse, yine her zamanki Recep’in olağan hallerinden birini yaşıyoruz; odanın içinde dağılmış makaleleri karıştırmakla meşgul, kitap kurdu Receb’e çıktıları karıştırma fırsatı tanımadan, elindeki yazıları yerine bırakmasını istedim ve ani bir “Hadi…

"Leylanok, Derî, Goristana Stêrkan..." an jî bi edebî “Yıldız Çakar”

Yıldız Çakar; berhema wê ya “Goristana Stêrkan” di sala 2004an de ji Weşanên Elmayê derdikeve. Pirtûka duyem î bi navê “Ala” 2008an li Dihokê, ji aliyê yekitiya niviskarên Dihokê vê çap dibe. Bi hevkariya Amed Tigrîs re “Ansiklopediya Amedê” dinivîse, ji aliyê Şaredariya Amedê ve di 2012an de tê weşandin. Berhama wê yên bi navê “Derî” (Helbest, 2012) û Leylanok (2014, ceribandin) di nav weşanên Avestayê derdikeve. Niha amadekariya romana xwe dike bo çapê û li ser Melayî Cizîrî dixebite… Yıldız Çakar, avakara Komeleya Nivîskarên Kurd e û li Amedê dijî. Çetoyê Zêdo: Ji kerema xwe, tu dikarî xwe bidî nasîn? Yıldız Çakar: Nasnameyek di bêrika min de ye, lê belê temsîliyeta min nake. Heta wextekê bi awayekî fermî navê min Rojan bû. Li dibistanê gotin ev nav qedexe ye û dîplome nedan min. Ji ber vê bavê min ji mecbûriyetê navê min guhert. Di rojekê de ez bûm Yildiz.  Weke ku mirov di nava du pergalan de bimîne... Bi eslê xwe ji Qerejdaxê me. Min û helbest me hev dû gelek zû nas kir. Ji ber ku…

Modern Kürt Tiyatrosunun İlk Adımları

Yazar/metin merkezli Batı tiyatrosunun Kürt dilindeki ilk örneği, 1919’da Evdirehîm Rehmî Hekarî’yle başlaması, teatral formların Kürtlerde daha öncesinde olmadığı anlamına gelmemelidir. Popüler ve kitlesel bir sanat olan tiyatro tarihsel olarak her dönemde farklı biçimlerde icra edilmiştir. Genel anlamda tiyatro sanatı; kukla, gölge oyunu, köy seyirlik oyunları, çîrokbêj (bir nevi meddah) geniş bir alanda teatral formalara sahiptir. Bu formlar, yakın kültürler ve komşu milletler arasında benzerlikler gösterebildiği gibi veya hepten özgün bir biçim olarak da var olabiliyor. Kürt tiyatrosunda: Taziye, “Sîtav” (Gölge Oyunu) ile “Bûkella” (Kukla), “Mîr Mîran” (Sahte Emir), “Kosegelî-Gaxan”, “Bûka Baranê” (Bolluk-Bereket Oyun Ritüellerinden), “Sersal” (Yeni Yıl), “Newroz” oyun ve temsilleri... Bunun yanı sıra Kürt tiyatrosuna özgü teatral anlatı biçimleri arasında sayılabilecek “dengbêjî” ile “çîrokbêjî” gibi ulusal formlara da sahiptir. Kürt tiyatrosunun geçmişine ve bugününe baktığımızda…